Uzay Hikayemiz (Final: Uzaylılar ve İnsanlar)


İnsanlık; önce kendi çevresini keşfetti. Sonrasında bulunduğu coğrafyadan farklı diyarlara açıldı. Bu yolda uzun yıllar ve önemli badireler atlattı. Ardından hayvancılık ve tarımı, sonrasında köyleri, kasabaları ve şehirleri inşa etti. Uygarlık hızı elbette burada kesilmedi. Farklı uygarlıklar birbirinden bağımsız ve kendine has yöntemlerle kültürel gelişim yolunda adımlar attı. İlerleyen süreç; askeri, dini, politik ve kültürel karışmalarla devam etti.

Modern çağlarda bilimdeki sürekli gelişim hali, hastalıklara çare bulmayı, hayatı kolaylaştırmayı, yeni ve farklı sportif, bilimsel ve günlük hayat keşiflerini beraberinde getirdi. 2000’li yıllarla birlikte ise artık daha uzakları, gökleri hedef alan bir anlayışımız var. Diğer bilim dallarını göz ardı etmeden ama yönünü göklere çevirerek çalışan onbinlerce bilim adamı tek bir amaç uğruna yaşıyor: Dünya dışı yaşam var mı?

Hem bir gün Dünya’da yaşamın kendiliğinden veya insan müdahalesi sonucu yaşanamaz hale gelme ihtimali, hem de iç güdüsel olarak başka yerler keşfedip, koloni kurma geleneği olan bir insanlık için tüm bunlar birer doğal olgu halinde.

Şu ana dek sınırlı sayıda yeri yaşam alternatifi olarak seçsek de tüm bu alanların temel bir sorunu var: Atmosfer.

Aşırı sıcak, aşırı soğuk, zehirli gaz dolu atmosfer, düşük veya yüksek yoğunluklu atmosfer, sera gazları, gaz veya sıvı yüzey, uzaklık, sıvı su bulundurmaya imkan vermemek gibi birçok olumsuz faktör önümüzde bir dağ gibi engel oluşturuyor.

Ancak daha şimdiden bilim dünyası başta Mars olmak üzere yakın çevremizde bir alternatif yaşam alanı oluşturma projeleri yürütüyor. Bu projelerin başarılı olma şansı günümüz için elbetteki birer olasılıktan ibaret. Ayrıca insanların her gün bildikleri bir yerde değil, oldukça uzak ve gidiş-geliş için kısıtlamaların olacağı yerlerde yaşama fikrine ne kadar dost canlısı görünecekleri de muamma.

Tüm bu faktörler bu kürenin içinde kısılıp kaldığımız anlamına da gelmiyor elbette. Bu süreç sadece biraz tecrübe, bilgi birikimi, maddi güç ve cesaret gerektiriyor.

Bu durumun tersi de olabilir elbette. Indepence Day, Men In Black, E.T., Alien gibi filmlerden gördüğümüz kadarıyla uzaylılarda pekala bizim yanımıza gelebilir. Onlara karşı nasıl davranacağımız, çatışıp/çatışmayacağımız belli olmasa da bir gerçek var ki bu evrende yalnız değiliz. Sadece temasa geçmedik o kadar.

Bu düşünce kimilerine yanlış görünebilir. Henüz temas etmediğimiz bir şey hakkında erkenden fikir belirtiyor da olabiliriz ama sadece 4-5 yıl içinde bu kadar gezegen keşfeden insanlık gelecek yüz yıllarda mutlaka uzaylı diye adlandırdığımız varlıklara temasa geçecek seviyeye ulaşabilir. Bu varlıkları Hollywood tarafından bize anlatıldığı gibi öcü veya acımasız yaratıklar değil de oldukça uyumlu ve cana yakın olarak da görebiliriz. Bu şu anda tamamen günün şartlarıyla değerlendirilecek bir gelecek varsayımı durumunda.

Uzay Hikayemiz burada bitiyor. Ama bu kısa hikaye içinde de sıkça vurguladığımız gibi, bir gün insanlık başka gezegenlerde veya yapay uydularda yaşam olanağı bulacak. Elysium, Star Wars, Star Trek gibi yapımlar bir ideal olarak tarif edilse de tüm bunların gerçek olmaması için bir neden yok. Gelecekte torunlarımız belki de ticaret, eğitim, iş, yönetim gibi konularda sadece kendi türüyle değil çeşitli türlerden uzaylılarla da birlikte yaşar ve çalışır halde olacak.

Sonuç iyi veya kötü olabilir, şimdiden kesin bir öngörüde bulunmak yanlış fakat bir gerçek var ki, insanlık gelişmeye ve hayallerini gerçekleştirmeye devam ediyor.

31 Aralık, Kaynak: http://www.youtube.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s