Uzay Hikayemiz (Evden Ayrılış)


20 Temmuz 1969’da Neil Armstrong’un Ay’a ayak basması, insanlığın on binlerce yıllık gökyüzü sevdasında tarihe geçmiş en önemli an olarak kaydedilirken, herkes olayın büyüsüne kapılmış haldeydi. Oysa sadece 10 yıl önce SSCB, Ay’a insansız Luna aracını göndermiş ve hedef gerçekçi hale bürünmüştü.

Yüz binlerce yıllık insanlık birikimi Dünya’nın dışına çıkmamıza henüz yetse de hızımız kesilmedi ve 1969, 71 ve 72’de toplam 12 astronotun Ay yüzeyinde yürümesi sonrasında ufkumuz daha ötesini görebilmek için genişledi. Uzayın derin karanlığında bizi davet eden gök cisimlerinin gizemi özellikle 1980’li yıllarda devreye giren uzay mekikleri ve MIR uzay istasyonu ile çözülme aşamasına girerken, yeni hedefler önümüzde belirmeye başladı.

Bu hedeflerin içinde en değerlisi hiç kuşkusuz Mars gezegeni. Kızıl gezegen her ne kadar sinemada uzaylı merkezi gibi tanıtılsa da, bugün biliyoruz ki bir zamanlar ilkel seviyede de olsa hayat barındıran bir komşumuzdu. Henüz sırlarını tamamen çözemesek de Pathfinder, Opportunity ve Curiosity gibi keşif araçları sayesinde Mars’a dair sürekli yeni şeyler öğreniyoruz.

Metan ağırlıklı ve düşük yoğunluklu atmosfere sahip gezegenin önümüzdeki yüzlerce yıllık süreç içinde tamamen yeşil ve yaşanabilir bir hale gelmesi adına birçok proje yürütülüyor. Bu projeler içinde farklı yöntemler deneyerek yeşil ve yaşanabilir bir gezegen idealleri yer alıyor. Şimdilik inandırıcılık seviyesi düşük görünebilir ancak insanlığın inatçı ve fırsatları değerlendiren yapısı bu zorluğu da aşabilir.

Tabi hedefte sadece Mars yok. Özellikle gaz devleri Satürn ve Jüpiter’in uyduları Titan ve Europa’da alternatiflerimiz olarak duruyor. Europa’nın buzlu yüzeyinin altında ve Titan’da uzak gelecekte bir insanın yaşayabileceği ihtimalini düşünmek ilk başta çok fazla iyimser gelebilir. Fakat şimdilik yaşanabilir kuşakta yer almasa da bu iki uydunun bize bir gelecek sunma ihtimali her zaman bir köşede duracak gibi görünüyor.

1960’ların efsanevi dizisi Uzay Yolu’nda olduğu kadar uzaklara açılmamız ve yıldızlararası yolculuk yapmamız için ilk basamak olarak Güneş Sistemi içinde bir yaşam çevresi oluşturmak öncelikli bir şart. Sonrasında Ay, Mars, Titan ve Europa’da öğreneceklerimizi kullanarak geceleri bize uzaktan göz kırpan yıldızlara ulaşabiliriz.

Bütün bu anlattıklarımız size oldukça hayal mahsulü şeyler olarak görünebilir. Fakat biliyoruz ki yaklaşık seksen bin yıl önce atalarımızın Dünya’yı tanımak ve yeni yerlerde yaşamak için çıktığı yolculuk bizi buraya getirdi.

Günümüz şartlarında gelişmiş ülkelerin ciddi sermaye yatırdığı uzay teknolojisi konusunda ülkemizin geç kalmış olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak henüz kaybedilmiş bir şey olmadığını ve bilinçli yatırımlar sayesinde Türkiye’nin de bu yarışta adı geçen aktörlerden birisi olabileceğini yabana atmamalıyız. Fakat bunun içinde sistemli ve geleceğe dönük tutarlı hedefler gerektiğini de unutmamalıyız. Bunu unutmazsak belki de bundan birkaç yüzyıl yıl sonra; Ay’ın tozlu yüzeyinde, Mars’ın kırmızı gökyüzü altında, Titan’ın veya Europa’nın yaşama elverişli hale getirilmiş topraklarında yürüyen insanlar arasında bizim vatandaşlarımızda olacak ve bizim şimdiki halimizi düşünüp ne kadar başarılı olduklarını görüp, gurur duyacaklar.

İnsanoğlu’nun gökyüzüne bakıp yıldız kayarken dilek tuttuğu günlerden, gökteki yıldızların etrafında yaşayacağı günleri görecek torunlarımıza doğru yol alacağımızı dileyerek hikayemize devam edeceğiz. Hikayemizin bir sonraki bölümünde Samanyolu galaksisi içindeki keşfedilmiş gezegenlere değinip, yeni yaşam alanları peşinde koşacağız. Ama burada bir virgül koyalım ve Dünya’nın çekilen ilk fotoğrafı ‘Earthrise’ın 45. yılı anısına hazırlanan güzel bir video ile sizleri baş başa bırakalım.

24 Aralık, Video Kaynağı: http://www.youtube.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s